20 Ekim 2013 Pazar

ZEBERCET...




Epeydir film izlemeye fırsat bulamıyordum.Bu gece de uykumdan çalayım ve bir şeyler izleyeyim dedim, kafa izni yaptım anlayacağınız. 

Bir terabayt film yüklenmiş harddiskten bula bula ANAYURT OTELİ'ni buldum:) Gece gece seyredilecek film olmasa da kısa olması nedeniyle tercih ettim.

Daha bu yaz kitabını tekrardan okumuş olduğum ancak filmini hatırlamadığım bu psikolojik eser yalnızlığın yıpratıcılığını anlatıyordu.1980 darbesinden sonra çekilen filmde siyasi temalardan uzaklaşan Türk sineması    insanın iç alemine yönelmişti. 

Dışarıdan bakıldığında oldukça sakin, sabırlı güvenilir bir beyefendi imajı çizen eser kahramanı ZEBERCET'in aslında içinde fırtınalar kopan bir insan olduğunu anlatıyor film. Önce annesini, sonra da babasını kaybeden hayatta kimsesi olmayan bu insanın rutine sıkışıp kaldığı hayatında geldiği nokta ise hiç de iç açıcı değil.                                          
                               

Geçen yaz Hacırahmanlı kasabasına yolum düştüğünde Yusuf Atılgan'ın yaşadığı bu kasabayı çok sevmiştim. Sıcak, insanı içine çeken bir düzeni vardı, girişinde yer alan çam ağaçları belki de bana çocukluğumu hatırlattığı için sevmişimdir, bilemiyorum. Ama uzun süre yaşaması oldukça sıkıcı olurdu sanırım, hem de bundan 30-40 sene önce, çiftçilik yaparak tam otuz yıl memleketi olan bu kasabada yaşayan yazarın hayat hikayesinde de yalnızlık epey yer tutmuş olmalı.

Bu arada böyle serbest çağrışımlı yazılarda içimden geldiği gibi yazarken zihnimdeki denetçi ösym sorularında vardır ya hani, hangi cümle paragraftaki fikir akışını bozmaktadır kalıbı işte aynı oradaki gibi yazı akışını bozan paragrafı çıkarmamı söylüyor lakin kulağımı tıkıyorum o sese ve akışa bırakıyorum kendimi :)) 

Tekrar filme dönecek olursak eserin sonunda da hayatına kendi elleri ile son veren kahramana film boyunca hem acıyor hem kızıyorsunuz. Bu yazarının bir başarısı olmalı, kahramanı hem mazlum hem zalim, hem suçlu hem masum, hem fail hem de kader kurbanı gösterebilmiş.Hayatta böyle değil midir zaten, "Masum değiliz hiçbirimiz" dediği gibi şarkının, herkesin iyi ve kötü yanları vardır. 

Hayatta önümüze çıkan olaylara verdiğimiz tepkiler sonucunda iyi ve kötü hanelerine yeni çentikler atılır ve hangisi fazlaysa insan oradaki etiketle anılır; iyi insan, zarif insan, kötü kalpli, kıskanç, hırslı gibi. İnsanda her duygu mevcut, beslediğiniz taraf gelişirken diğer yanlar kadük kalabiliyor.Öyleyse insan yalnızlığını da, kalabalıklarda kendinden uzağa düşüp yaşadığı kimsesizliğinde de dikkatli olmalı ve iyi yanlarını besleyerek ruhuna iyi bakmalı ki, Zebercet'in yaşadığı sona yaklaşmasın.

Yalnızlıklarınız, kötü beraberliklere tercih edilecek zamanlarda ve ruhunuzu besleyecek şekilde sizinle olsun. 

HANDAN KILIÇ  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder