4 Mayıs 2015 Pazartesi

HUGO! KAHRAMANIM BENİMMMMM!



HUGOOO, Kahramanım benimmm! Başlıktaki sloganı bilenler bilir. Bilmeyenler için de kısaca açıklayayım: Kanal 6 diye bir televizyon varken, Tolga Abi adında, hiç yaşlanmayan ve çok konuşan bir spikerin yönlendirdiği, evdeki telefonla, televizyondaki programa bağlanılarak oynanan bir oyunda, cadı Sila’nın, çocukları ile beraber bir kafese hapsettiği Hugolina’nın kendisini kurtaran Hugo’ya öpücüklü teşekkürünü içeren bir cümledir.  

Oldum olası interaktif oyun oynamam. Çocukken de sevmezdim, şimdi de hiç ilgimi çekmez. Hugo’yu da oynamadım, programı hiç aramadım. Ancak okuldan gelip televizyonu açtığımda karşıma çıkan ilk program olduğundan, o zamanlar çok da fazla alternatif kanal da bulunmadığından sıkça izlerdim. Hugo uzun yolculuklardan geçer, türlü zorlukları aşar, para ve puan toplar, sonunda da hep Hugolina’yı kurtarırdı. Cadı Sila, hırsla tepinirken, bir şey yapmadan bekleyen Hugolina mutlu sona ulaşır ve teşekkür ederdi kahramanına.

Aslında tanıdık bir hikayedir bu: Bütün masallarda cesur bir kahraman vardır; güzel olmaktan başka vasfı olmayan ama sırf bu yüzden kıskanılarak başına türlü haller gelen kızları yaşadıkları hayattan kurtaracak bir kahraman çıkar gelir ve o mutlu anla masal biter. Çünkü o kırk gün kırk geceden sonrası masal değil gerçektir ve herkes yaşayarak öğrenmek zorundadır. Bu nedenle kahramanın kurtardığı kıza neler çektirdiğini ya da adamın nasıl usandığını göremeyiz hiçbir masalda.

Masallarla, çizgi karakterlerle büyümüş bir kız çocuğu olarak hep sevdim kahramanları…Özellikle cesur olanları, zorluklardan yılmayanları, uyuyan güzeli bir öpücükle hayata döndüren beyaz atlı prensleri…Cadılardan kurtaranları, onun için savaşanları. Kızı harikalar diyarına taşıyanları…

Feministler kızacak belki bana ama Nil Karaibrahimgil’in, “tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktım” dan, “çocuk da yaparım kariyer de” ye gelip,  neden bu kadar geç kaldım bu aşk için diye methiyeler düzdüğü annelikten, “kız gibi yap naparsan” diyerek fıtratından uzağa düşme mesajı verdiği bir dünyada söylenecek çok da bir şey kalmamıştır aslında. 

Kadınların mutlaka birey olması, kendi hayatını idame ettirecek maddi ve manevi güce sahip olması gerektiğini düşünmekle birlikte, erkeklerin alanına müdahale ederek her şeyden anlaması gerektiğini düşünmüyorum. Misal ofsaytı öğrenmek zorunda hissetmedim hiç kendimiJ

Bu nedenle, artık çocuk olmasam da, içimdeki çocuğu öldürmeden yaşama tutunmaya çalışan biri olarak kahramanları seviyorum. Belirli bir kahramanım yok ama hayatıma değen, bazen değmeyip geçen, bazen de delip geçen her türlü insanı iyi ya da kötü bir masal kahramanı ile özdeşleştirip hayatımı renkli hale getiriyorum.

Fıtrat gereği  de kurtarılmayı beklemek hoşuma gidiyorJ Bazen saçlarımı kesip ya da perma yaptırıp kulede kaldığım oluyor rapunzel  misali ama bir kapı açılıyor sonra, bir ayna kırılıyor, büyü bozuluyor, kurbağalar gidiyor, beyaz arabalı prensler  geliyor ve ben hayatımın başka bir evresine geçiyorum. O kurtarılma anından sonrasını ise insanın kendisinin güzelleştireceğine inanıyorum. Evet her şey insanın içinde başlıyor sonra dışa yansıyor. İçten bir seslenişle kahramanınızı çağırdığınızda geliyor ve üzerinizdeki pası, kiri üflüyor, size kendinizi hatırlatıp güç veriyor. Ama tabi bazen ne yaptığının farkında bile olmuyor kahramanJ o kendi hayatını yaşarken, çevresine verdiği ışığın, bir güzel sözün yapacağı devrimlerin farkında bile olmuyor, hatta gidiyor ama kimi ardında bir enkaz bırakırken kahraman ruhlu şövalyeler güzellikleri arttırıyor. Her şey niyette sanırım. 

Belki de ben, hayatta her şeyi anlamlandırmayı sevdiğim için, yürüdüğüm yolda karşıma çıkanlara, arkamdan gelenlere, görmeden geçenlere, selam verenlere, selam vermekten çekinenlere birer kimlik veriyor, gönlümden gireceklere vizeler uyguluyorumdur. Biraz hayalperestlik gibi olsa da, hayatı yaşanılır kılmanın başkaca yolu yok gibi dünyadaJ

Bu nedenle, bence sonuç ne olursa olsun mutlaka kahramanlarınız olsun hayattaJ ve onlara bir sabah , HUGO! KAHRAMANIM BENİMMMMM! Diyerek teşekkür etmesini bilin ki, fark etsinler birer kahraman olduklarını bu hayattaJ   


HANDAN KILIÇ    

3 yorum:

  1. "Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşurmuş"
    Sizin ekran önünde izleyicisi olduğunuz kahraman Hügo'nun kamera arkasında çalışan yayın ekibinde idim. O yılları yad etmeme vesile oldunuz. Hey gidi günler hey!

    YanıtlaSil
  2. Herkes yasayarak ögrenmek zorundadir... Ögrenmek ve buyumek zorundadir aslinda...
    Kahramanimi beklemektense kahraman olmayi tercih edenlerdenim galiba ben aslinda...
    Keske kahramanini beklemeyi bilenlerden olabilseydim ama...

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil