11 Kasım 2013 Pazartesi

YAĞMURLUĞUN YOK MU?



Bazen hayatımız kısır döngülerin içine girer. Bir türlü varmak istediğimiz sonuçlara ulaşamayız. Sonucun değişmesini istesek de aynı davranışları gösterir ve dolayısıyla da karşılaştığımız sonucu kader kabul eder, mutsuzluğumuza bahaneler ararız. 


Misal artık sağlıklı yaşam kurallarına uymaya ve her gün spor yapmaya en azından yürüyüşlere devam kararı alırız. Lakin bizi güdüleyen fikri tam olarak içselleştirememişsek bize hem haz hem sağlık getirecek olan yürüyüş yapmayı bile bir süre sonra bırakır, hayatımıza vermeyi düşündüğümüz çekidüzenden uzakta yaşamaya devam ederiz.  

Geçen sonbahar havalar güzelken başladığım yürüyüşler yağmurların başlamasıyla sekteye uğramıştı. Bir gün iş çıkışı otoparka üzgün üzgün yürüdüğümü gören bir meslektaşım sebebini sorunca, bak yağmur yağıyor,(ki Bandırma sanki Londra gibi her sabah gri her sabah ve akşam yağmurlu olurdu) yine kaldı yürüyüşüm dediğimde seri bir şekilde " Yağmurluğun yok mu?" dedi sakin bir sesle:) O an aydınlanan yüzüme yerleşen gülümseme, kısa bir süre sonra yağmurluğumu giyip bahçede yürürken beni gören o meslektaşımın yüzüne sirayet etti ve ben bu şekilde yürüyüşlere devam ettim.

İnsan bazen çok çetrefilli işlerle uğraştığında, zihni çok bölündüğünde ya da kısırdöngü içinde yaşayıp bunu normal zannettiği zamanlarda basit şeyleri göremiyor. Bazen sıcak bir dost eli onu çekip çıkarınca kuyulardan güneşe hiç de uzak olmadığını farkediyor. Bazen de bir düşmanın attığı taşla kafası yarıldığında anlıyor durumun net ve basit olduğunu.

Bu akşam e-mail kutuma düşen işte bu haber beni bu duygu salınımının içine attı: 


"Güney Afrika'nın Cape Town Şehri'ndeki bir hastanede gizemli olaylar oluyordu. Üstelik ölümlerin hepsi, cuma günleri 311 numaralı yoğun bakım odasında gerçekleşiyordu. Hemşireler ve doktorlar buna bir çözüm bulamayınca, devreye polis girdi. Araştırmalar sonuç vermedi. Sır ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. Uzmanlar, odanın havasını bakteriyolojik olarak kontrol ettiler. Sonuç sıfırdı. Bu arada ölümler devam etti. Sonunda oda sürekli olarak gözetim altına alındı ve neden ortaya çıktı. Cuma sabahları saat 06.00'da odaları temizleyen görevli, hastanın başındaki solunum cihazının fişini çekerek elektrik süpürgesinin fişini takıyordu."


İşte bazen çok basit bir sebep bizi o kısır döngü içine hapsetmiştir. Ve bizim farketmediğiniz açıklıklardan dışarı çıkaracak şey bazen bir kelimedir. Kafamıza gözümüze gelecek taşlardansa dilerim ki, o kelimeleri söyleyecek dostlarımız sık sık çıksın karşımıza.   

HANDAN KILIÇ  

4 yorum:

  1. Basit seyleri gorememe... yada zihnin kaliplarla cepe cevre sarilmasi... Kucuk bi mum belki dagitan zihnin karanligini... ama dostun elindeki mum...

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Blogunuzu takibe aldım bana da beklerim, sevgilerle...
    www.neclasolen.com

    YanıtlaSil
  3. necla sölen hoşgeldiniz ben de size geldim:)

    YanıtlaSil